Robot Çağında İnsan Yaklaşımları 01 Kasım 2025, 23:08
Sosyal bilimlerin merkezinde insan olduğu için, yönetimle ilgili yürütülen bilimsel çalışmalarda insana bakış çok etkili olmuştur. Bilim insanları yönetim modellerini oluştururken, zihinlerindeki insan ve varoluşla ilgili düşüncelerinin bir tercümesini yapmışlardır.
Machiavelli, Hobbes ve Freud gibi isimler insanı dünya için bir tehdit olarak gördükleri için, yönetimle ilgili bakış açıları da bu tehdidi önlemeye yönelik tedbirler dizisi olarak oluşmuştur. Ahlaki kuralların çalışma ortamlarına pek giremediği bu yaklaşımlarda, genellikle korkutma, cezalandırma ve kontrol altında tutma tercih edilmiştir. Örgütsel yaşam alanında erdemli insan kontenjanı sadece yöneticilere verilmiş, çalışanlar sadece terbiye edilmeye çalışılmıştır. Bu anlayışa göre düşük beceriye sahip insan topluluklarını kontrol altında tutmak ancak katı kurallarla mümkün olabilir. Freud’un id, ego ve süperego üçlemesi de bir anlamda insanın bazı iyi özelliklere kavuşabilmesinin ancak doğru ve sıkı bir yönetimle mümkün olabileceğini savunmaktadır. Bergson ve Mc Gregor da gösteri yapan fok balıklarına balık vermekle, çok çalışanı ödüllendirmek arasında bir fark gözetmeyecek bakış açılarına sahiptirler.
Bu kötümser bakışın tam karşısında duran ve insana güler yüzle bakan yaklaşımlar da vardır elbette. Mesela Çiçero insanın doğasının iyi olduğunu söyler ve doğal hukuk anlayışını savunur. John Locke da insanın özünde iyi olduğunu iddia eder. İbni Haldun da bulunduğu coğrafyanın iklimini yansıtacak şekilde yönetimde insan faktörünü asla göz ardı etmez.
Karmaşık insan, ussal ekonomik insan, toplumsal insan ve son olarak da kendini gerçekleştirmeyi amaçlayan insan yaklaşımları, bir anlamda yönetim dünyasındaki evrimin kilometre taşlarıdır. Peki insanların ihtiyaçlarını hiyerarşik bir düzene oturtan Maslow aslında ne demek istemiştir?
İnsan hayatta kalma dürtüsüyle yaratılmıştır. Hayatını tehdit eden eylemlere karşı reflekslerini kullanarak hayatta kalmaya çalışır. İkinci katmanda güvenliğini düşünür. Güvenli olduğunu hissettiği anda ise ait olma ve sevilme ihtiyacı belirginleşir. Bu adımı da geçtikten sonra saygı görmeyi ve takdir edilmeyi bekler. En son adımda da artık kendini gerçekleştirmeye hazır bir birey olarak düşünce ve davranış olarak derinleşir.
İhtiyaçlar hiyerarşisinde en önemli bilgi, insanın bir katmanı geçmeden diğer katmanlardaki ihtiyaçları hissetmiyor oluşudur. Mesela Suriye’de savaşın ortasında ve bombaların sesi altında yaşıyan bir çocukta sevilme veya takdir edilme ihtiyacı gelişmez. O çocuk için en büyük amaç bombaların olmadığı, güvenli bir yerde yaşamaktır. Veya kimseden saygı görmeyen bir insan, kendini gerçekleştirebilmek için gereken motivasyona sahip olamayacaktır.
Ancak içinde bulunduğumuz çağ insana dair ihtiyaçların belki de en çok çeşitlendiği ve kafa karıştırdığı bir dönemdir. Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisini oluşturduğu dönemle bugünü kıyasladığımızda, ihtiyaçlar temelinde bazı önemli kırılımların olduğu net olarak gözükür. Özellikle sosyal medyayla birlikte yayılan paylaşım kültürü, toplumun geneline yayılan narsisizm hastalığı veya popüler kültürle birlikte ihtiyaca dönüşen eğlence sektörü insan ihtiyaçlarını farklı bir boyuta taşımıştır. Sonuç olarak da barınma ihtiyacını bile doğru dürüst karşılayamayan insanların şöhret arzusu, karnını zor doyuran bireyin cebindeki pahalı telefonlar veya saygınlık kazanmak için kriterlerin takipçi sayısına veya beğeni çokluğuna bağlı olması kısa bir zaman içinde Maslow’un piramidini güncelleme ihtiyacı doğuracaktır. Çünkü popüler kültürü üretenler ve büyük veriyi elinde tutanlar, insanın kendisini gerçekleştirmesini önlemek için hiyerarşiye birçok yeni basamaklar eklemişlerdir ve her geçen gün piramidin boyu uzamaktadır.
Sonuç olarak bir zamanlar “yumuşak bilim” olarak görülen sosyal bilimler alanı, robotları bir tehdit olarak gören insanlık için kurtarıcı alan haline gelmiştir.
Doğa bilimlerinin konusu olan robotla sosyal bilimlerin konusu olan insan, endüstri 4.0 olarak adlandırılan yeni bir dönemin eşiğinde birbirine ilk kez bu kadar sokulmuştur. Ve bu yakınlaşmadan yönetim bilimleri de dahil olmak üzere birçok alanda büyük değişimlere sebep olacak yeni modeller ve yaklaşımlar oluşması kaçınılmaz görünmektedir.
SALİH UYAN - EĞİTİM YÖNETİCİSİ
DIĞER HABERLER
-
Bir Ayın Ruhu, Bir Yılın Eğitim İklimi Olabilir mi?
19 Mart 2026, 18:24 -
Ramazan Bitiyor… Manevi İklim de Bitecek mi?
19 Mart 2026, 17:48 -
Veli Toplantılarının Anatomisi
19 Mart 2026, 17:36 -
BAYRAM OLACAK BİR RAMAZAN
19 Mart 2026, 17:24 -
Eğitim Nerede Başlar? “Kasis!” ve Trafik Kültürü
18 Mart 2026, 17:58 -
Dedemin Tespihine Ne Oldu?
18 Mart 2026, 17:55 -
TAHAYYÜL VE TASAVVUR
18 Mart 2026, 17:52 -
Kul hakkı yemek orucu bozar mı?!..
14 Mart 2026, 10:02 -
Ramazan’ın Çocukları: Osmanlı’da pedagoji ve kültürün inceliği
14 Mart 2026, 09:47 -
ÖZKURBİR Başkanı Enis Şener, Milli İrade Platformu İftar Programı'na Katıldı
13 Mart 2026, 23:30

