Öğrencilerde değer edinimi: Kimin sorumluluğu? 23 Ocak 2026, 14:30
Akran zorbalığı, şiddet ve kabadayılık… Bunlar bir günde ortaya çıkmıyor. Değerler anlatılmadığında değil, yaşatılmadığında kayboluyor. Okulun, öğretmenin, velinin sorumluluğu nerede başlıyor?
Bir toplumu ayakta tutan yalnızca ekonomik gücü ya da teknolojik gelişmişliği değildir. Asıl belirleyici olan; o toplumu oluşturan bireylerin hangi değerlerle düşündüğü, nasıl karar aldığı ve hayatı hangi ilkeler doğrultusunda yaşadığıdır. Değerler, bireylere neyin önemli olduğunu, neyin tercih edilmesi gerektiğini ve doğru yaşamın nasıl olması gerektiğini gösteren temel referanslardır. Bu referansların şekillendiği en önemli kurumlardan biri ise kuşkusuz okullardır.
Tam da bu noktada, son dönemde eğitim sistemimize yön veren Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin, değerlerin edinimi konusundaki yaklaşımını özellikle vurgulamak gerekir. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli; eğitimi yalnızca bilgi aktaran bir süreç olarak değil,değer, beceri ve tutumların bütüncül biçimde kazandırıldığı çok boyutlu bir gelişim alanı olarak ele almaktadır. Model; ahlaklı, sorumluluk sahibi, adil, üretken ve toplumsal aidiyet duygusu gelişmiş bireyler yetiştirmeyi merkeze alarak, değerler eğitimini müfredatın kenarında duran tali bir unsur olmaktan çıkarmaktadır.
Bu yaklaşımı eleştirenlerin, uzun yıllardır uluslararası alanda uygulanan eğitim modellerini incelemeleri faydalı olacaktır. Özellikle Uluslararası Bakalorya (IB) Programı, yaklaşık 75 yıldır dünyanın farklı ülkelerinde ve kültürel bağlamlarında uygulanmakta; öğrencilerin yalnızca akademik başarılarını değil, aynı zamanda etik farkındalıklarını, eleştirel düşünme becerilerini ve toplumsal sorumluluklarını geliştirmeyi hedeflemektedir.
IB’nin CAS (Creativity, Activity, Service) ve Theory of Knowledge (ToK) bileşenleri, öğrencinin bilgiyle kurduğu ilişkiyi sorgulamasını, değer temelli kararlar almasını ve öğrenmeyi yaşamla bütünleştirmesini amaçlayan yapılandırılmış uygulamalardır. Bu programlarda değerler, ayrı bir ders başlığı olarak değil; öğrenme süreçlerinin doğal ve vazgeçilmez bir parçası olarak ele alınmaktadır.
Bu açıdan bakıldığında, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin benimsediği bütüncül ve değer temelli yaklaşım; uluslararası eğitim literatüründe karşılığı olan, pedagojik olarak temellendirilmiş bir yönelimi ifade etmektedir. Tartışmayı “yeni” ya da “alışılmadık” olmak üzerinden değil; öğrencinin çok yönlü gelişimine sunduğu katkı üzerinden değerlendirmek, eğitime dair daha sağlıklı bir bakış açısı sunacaktır.
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin en güçlü yönlerinden biri, değerleri soyut kavramlar olarak tanımlamak yerine; öğrencinin günlük yaşamında karşılık bulan davranışlara dönüştürmeyi hedeflemesidir. Okul ikliminden sınıf içi uygulamalara, ölçme-değerlendirme anlayışından sosyal etkinliklere kadar uzanan bu bütüncül yaklaşım; değerlerin yalnızca anlatılan değil, yaşanan ve deneyimlenen unsurlar haline gelmesini amaçlamaktadır. Bu yönüyle model, değer edinimini tesadüflere bırakmayan, bilinçli ve sistemli bir çerçeve sunmaktadır.
Ahlak, vatanseverlik, saygı, dürüstlük, temizlik, düzen ve adalet gibi toplumsal değerlerin öğretim programlarında yer alması elbette önemlidir. Ancak asıl belirleyici olan, bu değerlerin okulun tüm paydaşları tarafından ne ölçüde sahiplenildiğidir. Değer edinimi yalnızca müfredatla sınırlı bir süreç değildir; okul kültürü, idarecinin liderliği, öğretmenin tutumu ve velinin desteğiyle anlam kazanan ortak bir sorumluluk alanıdır.
Okul Kültürü: Sessiz ama en güçlü öğretmen
Bir okulun değerler konusundaki en etkili öğretmeni çoğu zaman görünmezdir: okul kültürü. Koridorlarda kullanılan dil, öğretmenler arası iletişim biçimi, kurallara yaklaşım, kriz anlarında sergilenen tutumlar ve adalet duygusunun günlük hayata nasıl yansıdığı; öğrencilere farkında olmadan güçlü mesajlar verir. Çocuklar, değerleri panolarda yazan sloganlardan değil, her gün soludukları bu iklimden öğrenir.
Saygının, emeğin ve hakkaniyetin hâkim olduğu bir okul ortamında değerler anlatılmaz; doğal bir biçimde yaşatılır. Kuralların herkese eşit uygulandığı, başarı kadar çabanın da takdir edildiği, hataların cezalandırılmak yerine öğrenme fırsatına dönüştürüldüğü bir okul kültürü; öğrencinin değerleri içselleştirmesini sağlar. Bu nedenle güçlü bir okul kültürü, değerler eğitiminin taşıyıcı kolonu olduğu kadar, kalıcılığının da en önemli teminatıdır.
Okul kültürü bilinçli biçimde inşa edilmediğinde ise değerler tesadüflere bırakılır. Oysa okul; hangi davranışların kabul gördüğünü, hangilerinin görmediğini açık ve tutarlı biçimde ortaya koymalı, bunu da günlük uygulamalarıyla desteklemelidir.
Okul İdarecisi: Değerlerin hayata geçtiği nokta
Okul yöneticileri, değerler eğitiminin soyut ilkelerden somut uygulamalara dönüşmesinde kilit bir role sahiptir. Adil kararlar alan, öğretmen ve öğrenciyi sürecin bir parçası olarak gören, tutarlı ve şeffaf bir yönetim anlayışı; öğrenciler için güçlü bir rol model oluşturur. Çünkü okul “nasıl yönetiliyorsa”, öğrenciler hayata dair adalet ve sorumluluk kavramlarını da öyle öğrenir.
Okul idarecisinin tutumu; sadece disiplin süreçlerinde değil, öğretmenlere yaklaşımında, veliyle kurduğu iletişimde ve kriz anlarında sergilediği tavırda kendini gösterir. Çocuğun hakkını koruyan, öğretmeni güçlendiren ve kararlarını açık gerekçelerle paylaşan bir yönetici, okulun değer pusulasını netleştirir.
Unutulmamalıdır ki çocuklar kendilerine söylenenlerden çok, yetişkinlerin sergilediği davranışları örnek alır. Bu nedenle okul idarecisinin her kararı, her cümlesi ve her tutumu; değerlerin hayata geçtiği somut bir ders niteliği taşır. Değerler eğitiminde süreklilik, ancak bu tutarlı liderlikle mümkündür.
Öğretmen: Davranışla öğreten rehber
Öğretmen, değerler eğitiminin en görünür ve en etkili aktörüdür. Öğrencinin karşısında duran öğretmen; yalnızca bir ders anlatıcısı değil, aynı zamanda bir duruşun ve yaklaşımın temsilcisidir. Dürüstlüğü yalnızca sözle değil; her öğrencinin öğrenme hakkına gösterdiği saygıyla, herkese eşit ve adil davranmasıyla, farklılıkları fark edip her öğrenci özelinde öğretimi bireyselleştirmesiyle, ölçme-değerlendirmede adil olmakla, emeği fark etmekle ve öğrenciler arasında ayrım yapmamakla öğretir.
Saygı, hoşgörü, sorumluluk ve empati gibi değerler; öğretmenin sınıf içindeki diliyle, hataya verdiği tepkiyle ve öğrenciyi dinleme biçimiyle anlam kazanır. Öğretmen; başarının yalnızca doğru cevap vermek olmadığını, çabanın ve gelişimin de değerli olduğunu hissettirdiğinde, öğrencinin iç dünyasında kalıcı bir iz bırakır.
Bu yönüyle öğretmen, değerleri anlatan değil; yaşayan ve yaşatan bir rehberdir. Öğrenci için en güçlü öğrenme, öğretmenin tutumunda gördüğünü kendi hayatına taşıdığı andır.
Veli: Okulla aynı değer dilini konuşmak
Değerler eğitiminin kalıcılığı, okul ile ailenin kurduğu iş birliğiyle doğrudan ilişkilidir. Okulda verilen değerlerin ev ortamında desteklenmediği durumlarda, çocuğun zihninde kaçınılmaz olarak çelişkiler oluşur. Okulda dürüstlük vurgulanırken evde farklı bir tutumla karşılaşan çocuk, hangi değerin gerçek olduğunu sorgular.
Veli; okulun benimsediği değer yaklaşımını sahiplenmeli, eleştirilerini çocuğun önünde değil, okul ile doğru iletişim kanallarında dile getirmelidir. Evde sergilenen tutarlılık, okulda verilen değerlerin kök salmasını sağlar.
Okul-veli iş birliği, yalnızca akademik başarıyı değil; çocuğun karakter gelişimini de güçlendirir. Aynı dili konuşan, aynı değerleri savunan yetişkinler; çocuğa sağlam ve güvenli bir değer zemini sunar.
Değer edinimi, tek başına bir dersin ya da belirli etkinliklerin konusu değildir. Okul kültürüyle başlayan, idarecinin liderliğiyle yön bulan, öğretmenin davranışlarıyla güçlenen ve velinin desteğiyle kalıcı hale gelen uzun soluklu bir süreçtir.
Bugün okullarımızda hangi değerleri yaşatırsak, yarının toplumunda da onları görürüz. Bu nedenle değerler eğitimi bir tercih değil; ortak bir sorumluluk, hatta geleceğe yapılan en kıymetli yatırımdır.
Yunus Emre Gedikli
yemre.gedikli@gdh.digital
DIĞER HABERLER
-
ÇOCUĞU KİM YETİŞTİRİR?
23 Ocak 2026, 14:37 -
Geleceğin Okulu: Yaşayan Bir Ekosistem
23 Ocak 2026, 14:33 -
Öğrencilerde değer edinimi: Kimin sorumluluğu?
23 Ocak 2026, 14:30 -
BİN BEN VARDIR BEN DE, BENDEN İÇERU…
21 Ocak 2026, 08:50 -
“Hepimizin Karnesi” “Gençliği, Cehaletin Zulmetinden Kurtarmak” “Satırdan Sadra!
21 Ocak 2026, 08:44 -
UYGULAMAK İSTEYENLER İÇİN TERS YÜZ SINIF MODELİ REHBERİ
21 Ocak 2026, 08:40 -
Üye Ziyareti
20 Ocak 2026, 08:54 -
NEOLİTİK YANKILAR: TAŞ TEPELER’DE MÜZİĞİN VE RİTÜELİN ONTOLOJİSİ
20 Ocak 2026, 07:59 -
Kul Hakkı Kavramının Aktarılmasında Eğitim Kurumlarının Rolü ve Önemi
20 Ocak 2026, 07:48 -
DEĞERLER EĞİTİMİ FELSEFESİ: EPİSTEMİK KRİZİN TAHLİLİ
20 Ocak 2026, 07:45

