Notlar Yükselirken Kalpler Neden Sessizleşiyor? 03 Mart 2026, 16:08
Eğitim camiasının yüreğine ağır bir ateş düştü. Bir öğretmen… Kendi öğrencisi tarafından hayattan koparıldı.
Bu cümleyi kurmak bile insanın içini parçalıyor.
Elbette her trajedi çok boyutludur. Elbette her olayın kendine özgü dinamikleri vardır. Ancak bu acı hadise bize görmezden gelemeyeceğimiz bir soruyu yeniden sordu:
Biz çocuklarımızın akademik başarısını büyütürken, iç dünyalarını ihmal mi ettik?
Uzun zamandır okullarımızda başarıyı konuşuyoruz.
Sınav ortalamalarını…
Yüzdelik dilimleri…
Proje başarılarını…
Peki en son ne zaman şu soruları aynı ciddiyetle sorduk?
- Bu çocuk öfkesini yönetebiliyor mu?
- Empati kurabiliyor mu?
- Hayal kırıklığıyla baş edebiliyor mu?
- “Dur” diyebileceği bir iç sesi var mı?
Bugün koridorlarda daha hızlı yürüyen, daha çabuk parlayan, daha zor sakinleşen bir gençlik profiliyle karşı karşıyayız. Bu durum bir anda ortaya çıkmadı. Sessiz sessiz büyüdü. Çoğu zaman “ergenliktir geçer” diyerek yanından geçtik.
Oysa şiddet, çoğu zaman bir anda patlayan bir davranış değil; uzun süre fark edilmeyen kırılmaların dışa vurumudur.
Hepimize Düşen Pay Var
Bu noktada suçu tek bir yere bırakmak kolay ama çözüm üretmez.
Okul yöneticileri olarak okul iklimini sadece akademik performans üzerinden okumak artık yeterli değil. Koridorların duygusal nabzını da tutmak zorundayız. Erken uyarı sistemleri, güçlü rehberlik yapıları ve değer odaklı okul kültürü artık bir tercih değil, ihtiyaç.
Öğretmenlerimiz sınıfta sadece müfredatı yetiştirmeye değil, öğrencinin ruh hâlini de fark etmeye her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuyor. Bazen bir bakış, bazen sertleşen bir dil, bazen içine kapanan bir öğrenci… Hepsi bize bir şey söylüyor.
Anne-babalar için ise belki en kritik soru şu:
Çocuğumuzla aynı evde mi yaşıyoruz, yoksa gerçekten aynı hayatta mı buluşuyoruz?
Çünkü çocuklar en çok görülmediklerinde sertleşirler.
Başarıyı Yeniden Tanımlama Zamanı
Hiç şüphesiz akademik başarı kıymetlidir. Çocuklarımızın donanımlı, üretken ve güçlü bireyler olmasını hepimiz isteriz. Ancak artık şu gerçeği daha yüksek sesle konuşmalıyız:
Not ortalaması yüksek ama öfke eşiği düşük bir nesil inşa edemeyiz.
Eğitim; sadece bilen değil,
sadece kazanan değil,
aynı zamanda kendini yönetebilen insan yetiştirme sanatıdır.
Bugün belki müfredatları değil ama bakış açımızı güncelleme zamanıdır.
Son Söz Yerine
Son günlerde yaşanan acı olaylar bir istisna olarak görülüp unutulursa, asıl kaybı o zaman yaşarız.
Şimdi durup yeniden düşünme zamanı:
- Okullarımız neyi ödüllendiriyor?
- Evlerimizde en çok neyi konuşuyoruz?
- Çocuklarımız bizden en çok neyi öğreniyor?
Belki de artık kendimize şu hedefi koymalıyız:
Sadece başarılı çocuklar değil, vicdanı güçlü gençler yetiştirmek.
Çünkü notlar bir gün unutulur…
Ama insanın içindeki değerler, hayat boyu yön verir.
Esra TUNÇ SAMSA - Eğitim Yöneticisi, Yazar
DIĞER HABERLER
-
Notlar Yükselirken Kalpler Neden Sessizleşiyor?
03 Mart 2026, 16:08 -
Danıştay’dan Kritik Karar: Lise Yatırımlarında Damga Vergisi İstisnası Sona Erdi.
02 Mart 2026, 23:52 -
ÖZKURBİR’den Deniz Feneri Derneği’ne Ziyaret
02 Mart 2026, 17:03 -
MEB Yeni Marka Lisans Sözleşmesi Usul ve Esasları: Özel Öğretim Kurumlarını Neler Bekliyor?
01 Mart 2026, 14:17 -
Bir Zulmün Adı: 28 Şubat - Eğitimde Kırılan Hayaller ve Yeniden Ayağa Kalkma İradesi
01 Mart 2026, 00:30 -
BUGÜN SUSARSAK YARIN KİMİ GÖMECEĞİZ ?
28 Şubat 2026, 14:48 -
Derde deva belki de bela ara tatiller.
28 Şubat 2026, 14:44 -
Değerler Eğitimi Kimin Sorumluluğunda
28 Şubat 2026, 14:41 -
AŞK BÖYLEDİR İŞTE
27 Şubat 2026, 12:04 -
ÖZKURBİR Yönetim Kurulu Toplantısı Ramazan’ın Manevi İkliminde Gerçekleşti
27 Şubat 2026, 09:18

