Nisyanım İsyan 04 Temmuz 2025, 00:40
Sessizce geldin, sessizce gideceksin, biliyorum. Ben gördüm ama kimseler görmedi gözlerinde doğan güneşi, ruhuna vuran mehtabı... Sessizce terk ettiğin limanları, geride bıraktığın şehirleri, geçtiğin ovaları, dağları, bayırları...
Ben gördüm; kimseler görmedi zihninde patlayan bombaları, yakılan, yıkılan sokakları, caddeleri, mabetleri, şehirleri...
Görmedi kimseler kurşuna dizilen camileri, kadim şehrin dar sokaklarını, taş kemerli çarşılarını, hamamlarını, hanlarını...
Ben gördüm; kimseler görmedi şehirlerden silinen izlerimizi.
Kimseler görmedi sözlerine sinmiş sabrı, tevekkülü; dilinde yankılanan zikri, ruhundan taşan takvayı...
Mazlum olmayan bir mustazaftın.
Firavun’un karşısında Musa, Musa’nın yanında Harun gibiydin.
Tarihler yazmadı ama ben biliyorum; Ninova’da, Sodom ve Gomore’de bir çığlık, bir sayhaydın.
Yakup’a Yusuf’un kokusu, gözlerine şifaydın.
Kimseler görmedi, ben gördüm ızdırabını, çileni, özlemini…
Sen toprağından, ben ruhumdan sürgündüm.
Belki bu yüzden ben sana toprak, sen bana ruh oldun.
Sıradan, gösterişsiz, unvansız...
Sadece bir insandın. Korkuları, acıları, umutları, arzuları olan...
Belki bu yüzden aktın bir nehir gibi yüreğimden.
Zaman eskitmedi sözlerimizi.
Her defasında yeniden vahiy indi, yeniden doğdu güneş.
Yeniden galebe çaldı karanlığa aydınlık.
Her defasında Yesrib’den esti rüzgâr.
Sen baştan aşağı Bilâd-ı Şam, ben baştan aşağı Anadoluydum.
Sen bana hasret, ben sana...
Sen Fırat’tın: kadim ve bilge ama gamlı.
Ben Dicle’ydim: yalnız, tenha ama coşkun ve devingen.
Nefessiz kaldığımda soluğumdun; takatsiz kaldığımda gücüm, kuvvetim.
Her tökezlediğimde tutunduğum sendin; her düştüğümde kaldıranım.
Halep Kalesi gibi dimdik ve vakurdun.
Nice tiranlara meydan okuyan...
Her yara aldığımda, merhem gibi sürdüm merhametini.
Dualarınla sağaldım.
İsa gibi ruh verdin, yeniden dirildim.
Hiç korkmadım cüzzamlılardan, karıştım aralarına.
Sürüldüm şehirlerden.
Arenalarda aslanların önüne atıldım.
İsyan ettim.
Spartacus’ün hemen yanında haykırdık birlikte:
"Yaşasın özgürlük!" diye.
Soluğumuz kesildi ama sözlerimiz tükenmedi.
Susturulduk ama çığlığımız çağlar geçti, evrenin kıyısına çarptı,
yankı oldu, müstekbirlerin kulağında çınladı.
Sessizce geldin, sessizce gideceksin.
Kimseler görmedi ama ben gördüm:
Siber uzayda bir süpernova patladı, bir yıldız öldü.
Bir dünya yaratıldı yeniden.
Yeniden insan...
Yeniden melekler karşı çıktı.
Yeniden iblis isyan etti.
Yeniden yasak meyveden dişledi Âdem.
Yeniden yasak şecere zuhur etti.
Yeniden Lilit, Havva’ya düşman oldu.
Yeniden Kâbil, Hâbil’i öldürdü.
Yeniden, yeniden, yeniden...
Yeniden bir gecenin karanlığında bir nurla aydınlandı Hira.
Yeniden Muhammed korkuyla:
“Örtün beni, örtün beni!” dedi.
Ve yeniden yazıldı tarih:
Bir tarafta Hâbil, bir tarafta Kâbil.
Bir tarafta Muhammed ve Yasir,
bir tarafta Mekke’nin uluları.
Bir tarafta tüm zalimler,
bir tarafta sen ve ben.
Sessizce geldin, sessizce gideceksin, biliyorum.
Git...
Ama artık nereye gitsen sen,
ben;
nerede kalsam ben,
senim.
HALİL ÖZ - EĞİTİMCİ YAZAR
DIĞER HABERLER
-
ÖZKURBİR’den İstanbul’da Üye Ziyaretleri
24 Mart 2026, 16:11 -
İTO 15 No’lu Eğitim Meslek Komitesi Toplantısı Gerçekleştirildi
24 Mart 2026, 15:51 -
İslâm’ı Bilmeden ve Yaşamadan; Sahi, Siz Neye Karşı Çıkıyorsunuz?
24 Mart 2026, 15:36 -
Okullarda Manevi Eğitim: Dersin Ötesinde Bir Okul İklimi Meselesi
24 Mart 2026, 15:34 -
SEVGİLİ OKUR…
24 Mart 2026, 15:28 -
Bir Ayın Ruhu, Bir Yılın Eğitim İklimi Olabilir mi?
19 Mart 2026, 18:24 -
Ramazan Bitiyor… Manevi İklim de Bitecek mi?
19 Mart 2026, 17:48 -
Veli Toplantılarının Anatomisi
19 Mart 2026, 17:36 -
BAYRAM OLACAK BİR RAMAZAN
19 Mart 2026, 17:24 -
Eğitim Nerede Başlar? “Kasis!” ve Trafik Kültürü
18 Mart 2026, 17:58

