NİHAYET ANLAŞILDI GİBİ?!? 04 Nisan 2026, 14:09
Uzun yıllar önce Türkiye’nin en önemli zenginliklerinden biri olan genç nüfusunun buna bağlı olarak ülke nüfusunun gelecekteki demografik yapısına ve bölgesindeki ağırlığına matuf; güya iyi niyetli olarak insanımız ve ülkemizin menfaatine gözüken menfî çalışmalar (!?!), aleyhimize/negatif olarak semeresini vermeye başladı.
Söylemleri ve propagandaları ile iyi niyetli gözüken şahıs ve bir kısım mihraklara son on yıllardaki bozguncu ifsat edici her çeşit medya (bilhassa sosyal medya) tam hızıyla alenen veya sübliminal mesajlarla destek vererek hedeflerine ulaştılar.
Geçtiğimiz aylarda Sayın Cumhurbaşkanımız da birçok idealist temiz vatan evladının da bu konuyu kavramadığını üzüntülü bir şekilde dile getirmişti.
Ay başında bazı gazeteciler konuyu haber yaptılar. TÜİK’de bilimsel verilerle konun vahameti de ayrıca bütün açıklığı ile olmalı!..
Türkiye’deki halen hayatta olan ve merhum olan birçok idealist-vatanperver münevverimiz (Ki bunların başında belki Yeşilay Eski Başkanı merhum Mustafa Necati Özfatura gelir…) yazı ve uyarılarında ne kadar haklılarmış.
Takipçilerim ve bağlantılarımın da hatırlayacağı üzere; yıllardır yazılarımda ve radyo/televizyon konuşmalarımda bu konunun hassasiyetini dile getirdim.
Evet, ülkemizin genç nüfusu büyük bir hızla geriye gitmeye başlamış.
Otuzlu kırklı yıllardaki nüfusumuzu yaklaşık üçe katlamamıza rağmen refah seviyemiz ve konforumuz mukayese kabul edilemeyecek şekilde müsbet yönde arttı. Çalışkan, adaletli, israftan uzak, vaktin ve mevcut nimetlerin kıymetini bilen, ahlâki değerler konusunda tercih sahibi bir toplum, kendi içinden çıkacak on binlerce nüfusu da ilave ederek çok daha büyük refah seviyesine ulaşabilir. Refah ve huzur çok para ile değil bereketle elde edilir. Allah rızka kefildir. Yeter ki aramıza katılacak yeni genç nüfuslarımız insani /ahlâki değerlerle donanımlı olarak çocukluk yaşasınlar… Bu ülkenin toprakları, daha fazla on milyonlara fazlasıyla yeter. Bereket kavramı tekrar benimsenmeli- gönüllere/zihinlere yerleştirilmelidir.
Millî Eğitim Bakanlığı’na bağlı resmî okullardaki sınıf mevcutları birçok il ve ilçemizde Avrupa standartlarının daha ileri seviyesine gelmiş durumda.
Bunda azalan nüfusun etkisi de var. Devletin ihtiyaca binaen yaptığı yeni okul binaları da var.
Özel öğretim kurumlarında zaten çok ideal bir sınıf ortalamaları mevcut.
Yakın gelecekte okullardaki sınıfların öğrenci adedi olarak, onlar seviyesine düşebileceğini rakamlar/istatistikler apaçık ifade ediyor.
Bu durumda öğretmen istihdamının/ihtiyacının geriye gitmesi ve bazı okulların ilerleyen süre içerisinde öğrenci azlığı sebebiyle kapanması söz konusudur.
Öğretmenler bundan sonraki süreçte çağın getirdiği şartlar ile veli ve beklentilerine göre kendilerini daha fazla geliştirme mecburiyetinde olacaklardır.
Elbette devlet/hükumetler bu boşalacak binaları vatandaşlarının hizmetine öncelikli ihtiyaç tespitine göre hazırlayacaktır. Fakat sadece zevahiri kurtarmak yaklaşımı akıldan uzaklaşmak olur.
Ve bu çerçevede; okul öncesi dâhil olmak üzere, on iki binin üzerinde sayıya ulaşan özel okullar da mevcut durumlarını önümüzdeki 5-10 yıllara göre gözden geçirip tedbirlerini alacaklardır. Ama öğrenci sayısının önümüzdeki 3-5 yıllarda ciddi bir şekilde düşüşe geçmesi, konunun vahametinin farkında olmayan bazı yöneticileri ve yetkilileri tedbirsiz yakalayacaktır.
Mektep’in yeni yayınladığı Ali Dayıoğlu Bey’in, veli-öğrenci ve öğretmenleri çokça ilgilendiren “Azalan Nüfus, Değişen Değerler ve Özel Okulların Yeni Yol Haritası” başlıklı yazısını okumalarını, ehemmiyetine binaen önemle tavsiye ederim.
Bu gidişatın farkında olan bazı akademisyenler Türkistan’dan ülkemize göçmen getirme teklifinde bulunmaktadırlar.
Çoğu kendi coğrafyamızdan olan birçok üretim ve hizmet sektöründe çalışan yabancıların gönderilmesini isteyen mihraklar ve zümreler, yakın gelecekte, ülkemize başka ülkelerden yalvararak genç insan ithalinin peşine düşecekler.
Farkında olarak veya olmayarak genç nüfusumuzun azalmasına destek veren insanlar/herkes kına yakabilirler…
Hedeflerine ulaştılar.
Bu coğrafya, farklı milletlerin geçmişlerini tarih kitaplarına hapsetti…
Şayet Türk Milleti de bunun farkında olmazsa gelecek yıllarda sosyolojinin değişmez kanunu olarak bizleri de aynı akıbet beklemektedir.
Geldiğimiz nokta sebebiyle; ülkemize ve geleceğimize yazık oldu.
Hami Koç - Eğitimci - Sosyolog
Nisan 2026
DIĞER HABERLER
-
NİHAYET ANLAŞILDI GİBİ?!?
04 Nisan 2026, 14:09 -
Özel Okullar Ülkemizin Gelecek Vizyonunun Ortaklarıdır.
04 Nisan 2026, 14:07 -
YK Üyesi Şeyhali TUĞ, İstanbuldaki üye temaslarına devam ediyor.
03 Nisan 2026, 19:29 -
EY OĞUL
03 Nisan 2026, 12:23 -
Azalan Nüfus, Değişen Değerler ve Özel Okulların Yeni Yol Haritası
03 Nisan 2026, 12:12 -
Bir Eğitim Modelini Değil, Bir Medeniyet Tasavvurunu Güncellemek
03 Nisan 2026, 11:56 -
Özel Öğretim Kurumlarında Elden Tahsilat Yasağı ve Şirketlerin Nakit İşlem Limitleri
03 Nisan 2026, 11:43 -
BAŞKAN ENİS ŞENER, MAARİF VAKFI’NIN 4. İSTİŞARE PROGRAMINA KATILDI
02 Nisan 2026, 02:02 -
Beyin Göçünün Dünü Bu Günü
01 Nisan 2026, 14:35 -
AHLÂKIN GÜCÜNE TALİP OLMAK: İSLAMİYET VE MERHAMET
01 Nisan 2026, 14:24

