MEN DAKKA DUKKA… 21 Şubat 2026, 08:27
Çalarsan çalınır. Vurursan vurulursun. Hayatın en sade denklemi. Fakat insan, en sade hakikati en zor kabullenendir. Biz eylemin yankısını unutmayı marifet sayan bir çağın çocuklarıyız.
Sözü hoyratça savurur, gücü hoyratça kullanır, adaleti hoyratça eğeriz. Sonra kapımız çalındığında şaşırırız. “Bu da nereden çıktı?” deriz. Oysa nereden çıktığını en iyi biz biliriz.
Men dakka dukka bir kader fatalizmi değildir. Bu, kozmik bir intikam şiiri de değildir. Bu, ahlakın muhasebe defteridir. Attığın imza sana döner. Yazdığın cümle seni tarif eder. Koyduğun ölçü, bir gün seni ölçer. Gücü eline geçirenin ilk yanılgısı şudur: Yaptığının yanına kar kalacağını sanmak. Oysa tarih, kibirlilerin mezarlığıdır. Dün alkışladığın zulüm, yarın seni hedef aldığında “adalet” diye bağırmak trajikomiktir. Adalet, yalnızca sana çalıştığında adalet değildir; başkasına da çalıştığında anlamlıdır.
Toplumlar da bireyler gibidir. Hukuku eğip bükmeyi zeka zannedenler, gün gelir o eğrilmiş hukukun altında kalır. Linçi meşrulaştıranlar, bir sabah kendilerini o kalabalığın ortasında bulur. Çünkü kalabalık hafızasızdır; ama ilke hafızalıdır. İlke bir kez çiğnendi mi, sıranın kime geleceği belirsizdir.
Men dakka dukka serttir; çünkü mazeret kabul etmez. “Ama şartlar…” demez. “Ama niyetim…” diye ağlamaz. Eylem, niyetten bağımsız olarak sonuç üretir. Ateşe kibrit çakan, alevin yönünü tayin edemez. Rüzgarın vicdanı yoktur.
Bugün öfkeyi siyaset dili, hakareti ifade özgürlüğü, adaletsizliği strateji diye pazarlayan bir akıl tutulması yaşıyoruz. Sonra şaşırıyoruz: Neden kimse kimseye güvenmiyor? Neden herkes tetikte? Çünkü herkes bir kapı çaldı. Ve şimdi kendi kapısının tokmağını dinliyor.
Velhasıl, mesele mistik bir sözün gizemi değil. Mesele, basit bir hakikatin ağırlığıdır: Çaldığın kapı, aslında kendi kapındır. Attığın taş, kendi camındır. İnsan en çok kendi yankısından korkar. Çünkü yankı, inkar edilemez.
Men dakka dukka. İstersen atasözü de, istersen ilahi adalet. Ama ne dersen de, sonuç değişmez: Hesap, eninde sonunda sahibini bulur. Ve o gün geldiğinde, kimse sürpriz yapmasın. Çünkü kapıyı ilk çalan bellidir.
Men dakka dukka.
Kapıyı çaldın.
Şimdi bekle
HACER ELBEY - EĞİTİM YÖNETİCİSİ
DIĞER HABERLER
-
İstanbul Ticaret Odası Meclis Toplantısı’na katılım
14 Mayıs 2026, 17:31 -
5580 Sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu Kapsamındaki İdari Para Cezalarında "Tekerrür" Hükmünün Anayasa Mahkemesi Tarafından İptali
14 Mayıs 2026, 12:43 -
Ailede Sosyalleşmeye Pratik Bir Çözüm ve Bu Süreçte Okulun Rolü
14 Mayıs 2026, 09:56 -
FİNAL PRESTİJ KURS AÇILIŞ TÖRENİNE KATILIM.
14 Mayıs 2026, 09:53 -
BAB-I ALİ TOPLANTISINA KATILIM
14 Mayıs 2026, 09:49 -
BURSA'DA OKUL ZİYARETLERİ GERÇEKLEŞTİRİLDİ.
12 Mayıs 2026, 23:05 -
ÖZKURBİR Yönetimi Bursa’daki Eğitim Zirvesine Katıldı
12 Mayıs 2026, 22:39 -
Eğitim ve kendimiz olmak -4-
12 Mayıs 2026, 09:17 -
EKRANIN KARANLIK YÜZÜNE KARŞI AÇIK BİR ÇAĞRI!!!!
12 Mayıs 2026, 08:46 -
Tasavvufun eğitimdeki yeri
11 Mayıs 2026, 08:09

