LİMERANS 05 Mart 2026, 17:14
İnsan, en çok kendi kurduğu cümlelere inanır. Başkasının yalanı kabadır; oysa insanın kendine söylediği yalan ipekten, yumuşak, süslü ve ikna edicidir.
Limerans dedikleri hal de böyledir. Aşk sanılır. Kader sanılır. “Bu defa oldu” denir. Oysa olan, zihnin bir kişiyi putlaştırma ayinidir.
Limerans… Modern zamanların romantik nevrozu. Sevdiğini sandığın kişiyi değil, onun zihninde kurduğun suretini seversin. O suret ki kusursuzdur; çünkü eksiklerini sen tamamlarsın. Bir bakıştan roman, bir suskunluktan destan çıkarırsın. Karşındaki insan etten kemikten bir fanidir; ama sen onu kendi muhayyilenin mermerinden yontarsın. Sonra da o mermer heykele aşık olursun.Bu hal, iradenin değil, ihtiyacın ürünüdür. Sevilme ihtiyacı, görülme ihtiyacı, seçilme ihtiyacı… Çocukluğun karanlık bir köşesinde üşüyen o küçük benlik, bir gün bir çift göz bulur ve “İşte kurtuluş!” diye haykırır. Oysa kurtuluş sandığı, bağımlılığın ta kendisidir. Limerans, karşılıklılıktan ziyade ihtimalle beslenir. Kesinlik öldürür onu. Netlik, heyecanı söndürür. Belirsizlik ise alevi harlar. Mesaj gelecek mi? Gülümsedi mi? O cümlede ima var mıydı? İnsan kendi kalbini dedektifliğe memur eder. Aşk, iki hakikatin buluşmasıdır. Limerans ise bir hakikatin, bir hayale çarpıp parçalanması. Aşkta öteki vardır; limeransta ise yalnızca “ben”in yankısı. Aşk, karşısındakini olduğu gibi kabul edebilme cesaretidir. Limerans, onu olduğu gibi görmeye tahammül edememe korkusu.
Modern çağ bu hali teşvik eder. Sosyal medya vitrini, yarım cümleler, geciken cevaplar… Hep bir muamma, hep bir eksik parça. İnsan zihni boşluğu sevmez, doldurur. Bilmediğini hayalle tamamlar. Ve çoğu zaman o hayal, gerçeğin önüne geçer. Bir çevrimiçi ibaresi bile kalp atışını hızlandırmaya yetiyorsa, orada aşktan ziyade bir bağımlılık ekonomisi işliyor demektir. Limeransın en trajik yanı şudur: Kişi, karşısındakini değil, kendi yansımasını sever. Ve yansıma kırıldığında, “O değişti” der. Oysa değişen, hakikatin sis içinden çıkmasıdır. Sis dağılır, mermer çatlar; put düşer. Geriye ne kalır? Bir mahcubiyet. Bir de insanın kendi kendine sorduğu o kadim soru: “Ben neyi sevdim?”
Belki de mesele şudur: İnsan, başkasında kendini tamamlama arzusundan vazgeçmedikçe limeransın tuzağından kurtulamaz. Çünkü limerans, eksik bir benliğin, bir başkasını yama yapma çabasıdır. Oysa insan, yamayla değil, yüzleşmeyle bütün olur.
Neticede limerans bir duygu değil, bir projeksiyondur. Aşkın provasını yapar; fakat sahneye çıkamaz. Ve insan, kendi yazdığı senaryoda figüran kalır.
İşte bütün trajedi budur.
HACER ELBEY - EĞİTİM YÖNETİCİSİ
DIĞER HABERLER
-
İstanbul Ticaret Odası Meclis Toplantısı’na katılım
14 Mayıs 2026, 17:31 -
5580 Sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu Kapsamındaki İdari Para Cezalarında "Tekerrür" Hükmünün Anayasa Mahkemesi Tarafından İptali
14 Mayıs 2026, 12:43 -
Ailede Sosyalleşmeye Pratik Bir Çözüm ve Bu Süreçte Okulun Rolü
14 Mayıs 2026, 09:56 -
FİNAL PRESTİJ KURS AÇILIŞ TÖRENİNE KATILIM.
14 Mayıs 2026, 09:53 -
BAB-I ALİ TOPLANTISINA KATILIM
14 Mayıs 2026, 09:49 -
BURSA'DA OKUL ZİYARETLERİ GERÇEKLEŞTİRİLDİ.
12 Mayıs 2026, 23:05 -
ÖZKURBİR Yönetimi Bursa’daki Eğitim Zirvesine Katıldı
12 Mayıs 2026, 22:39 -
Eğitim ve kendimiz olmak -4-
12 Mayıs 2026, 09:17 -
EKRANIN KARANLIK YÜZÜNE KARŞI AÇIK BİR ÇAĞRI!!!!
12 Mayıs 2026, 08:46 -
Tasavvufun eğitimdeki yeri
11 Mayıs 2026, 08:09

