HOŞ GELDİN YÂ ŞEHR-İ RAMAZAN 17 Şubat 2026, 17:17
Göz aydın hepimize, Mübârek günler bize. On bir ayın sultanı, Hoş geldin evimize.
Bereketli sahur sofralarının başında şükür yenir, hamd içilir…
Suyun serin sesi, pidenin dumanlı çıtırtısı, güllaçların neşeli gülücükleri oruç sessizliğinde işitilir.
Ve iftar vakitlerinde bütün bu seslere oruç duaları karışır.
Rasûlullah (sallâllâhu aleyhi ve sellem) Efendimiz buyurdular:
“Aziz ve celîl olan Allah; ‘İnsanın, oruç dışında her ameli kendisi içindir. Oruç benim içindir, mükâfatını da ben vereceğim…’ buyurmuştur.”
(Buhârî, Savm 9; Müslim, Sıyâm 163)
Cenâb-ı Hak, eşref-i mahlûkat olarak yarattığı insanoğlunu çok sevmekte ve onlarla dost olmayı arzu etmektedir. Öyle ki bu yakınlığın temini için bizlere çok müstesnâ bazı ikram vakitleri ihsan buyurmuştur.
Bunlar arasında Ramazân-ı Şerîf ise bambaşka bir rahmet iklimi, müstesnâ bir mağfiret mevsimi… Cenâb-ı Hakk’ın biz kullarına büyük bir ihsanı, muazzam bir lütfu…
Bilhassa Ramazan geceleri arasında, sırlı bir hazine gibi taliplilerini bekleyen Kadir Gecesiyle bir ömürlük feyiz ve bereket kaynağı…
Bu vakitlerden lâyıkıyla istifade için de;
Ramazân-ı Şerîf’in seherlerini, uyanık bir gönülle ifa edilen teheccüd, tefekkür, zikir ve Kur’ân tilâvetleriyle;
Gündüzlerini, gönlü Hakk’a vererek yapılan ibadet, infak ve amel-i sâlihlerle;
İcabet saati olan iftar vakitlerini, istiğfar, dua ve bir mü’mine iftar ettirebilmenin huzuru ile değerlendirmek gerekir.
Oruç, sadece belli bir süreliğine aç kalmak değildir.
Oruç yalnızca mide ile tutulmaz. Bütün uzuvların bu ibadete iştirak etmesi icap eder.
İslâm’ın beş temel esasından biri olan orucu; yalan, gıybet, kovuculuk gibi zaaflarla zedeleyerek sevabını asgarî seviyeye düşürmek büyük bir israftır. Peygamber Efendimiz (sallâllâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurur:
“Kim yalan konuşmayı ve yalan-dolanla iş yapmayı terk etmezse, Allah o kimsenin yemesini ve içmesini bırakmasına kıymet vermez.”
(Buhârî, Savm 8; Edeb 51)
Bu sebeple oruçta ağza bir şey girmemesine dikkat etmek kadar, ağızdan yanlış bir ifadenin çıkmamasına da dikkat edilmelidir.
(Dr. Murat Kaya, Ebedî Yol Haritası İslâm, Erkam Yay.)
Ebû Hureyre (radıyallâhu anh)’den rivayet edilen:
“Ramazan ayının evveli büyük bir rahmettir, ortası tam bir mağfirettir, sonu ise cehennemden azattır.” hadîs-i şerîfinden dolayı olsa gerektir ki âlimlerimiz, her biri yüzer kere okunmak üzere;
İlk on günde:
“Yâ Erhame’r-Râhimîn”
(Ey acıyanların en merhametlisi!)
İkinci on günde:
“Yâ Gaffâre’z-Zünûb”
(Ey tüm günahları çokça bağışlayan!)
Üçüncü on günde:
“Yâ Mû’tika’r-Rikâb”
(Ey boyunları (cehennemden) âzâd eden!)
zikirlerini okumayı müstehap görmüşlerdir.
Enes (radıyallâhu anh)’den rivayet edilen bir hadîs-i şerîfte Rasûlüllâh (sallâllâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:
“Herhangi bir Müslüman oruç tutar da iftar anında:
‘Ey büyük Allah! Ey büyük Allah! Benim ilâhım ancak Sensin. Senden başka hiçbir ilâh yoktur. Benim için büyük günahlarımı bağışla; zira büyük günahı Senin gibi büyük olandan başkası mağfiret edemez.’ derse, mutlaka annesinin kendisini doğurduğu gündeki gibi günahlarından sıyrılır.
Bunu çocuklarınıza öğretin; zira muhakkak bu, Allâh-u Teâlâ’nın ve Rasûlü’nün sevdiği bir kelimedir. Allâh-u Teâlâ bununla kulunun dünya ve âhiret işlerini yoluna koyar.”
(İbn-i Asâkir; Ali el-Müttakî, Kenzü’l-Ummâl)
İftarı hurmayla açmak sünnettir. Hurma bulunamazsa suyla iftar etmek tavsiye edilmiştir. Çünkü su temizleyicidir.
(Tirmizî; İbn-i Mâce; Ebû Dâvûd)
Ramazân-ı Şerîf’te iftar vermek büyük bir fazilettir. Bir oruçluya iftar yemeği yediren kimse, oruçlunun sevabından hiçbir eksilme olmaksızın onun sevabı kadar sevap kazanır.
(Tirmizî, Savm)
Kur’ân-ı Kerîm, Ramazân-ı Şerîf ayında indiği için bu ayla çok yakın bir münasebeti vardır. Peygamber Efendimiz (sallâllâhu aleyhi ve sellem), Ramazan ayında Cebrâîl (aleyhisselâm) ile Kur’ân-ı Kerîm’i karşılıklı okumuş, ümmetine de bu yolu göstermiştir. İşte bu sebeple mukabele geleneği asırlardır devam etmektedir.
Enes (radıyallâhu anh)’den rivayet edildiğine göre Resûlullah (sallâllâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
“Sahur yapınız; zira sahurda bolluk ve bereket vardır.”
(Buhârî, Savm 20; Müslim, Sıyâm 45)
Sahurun sağlık açısından da önemi büyüktür. Uzmanlar, gün boyu aç kalmanın vücuda olumsuz etkileri olabileceğini belirtirken, sahur yapmanın bu etkileri azaltabileceğini vurgularlar. Ayrıca sahur, sindirim sistemini harekete geçirerek gün boyu tok kalmanın yanı sıra su tüketimini artırarak vücudu nemli tutmaya da yardımcı olur.
Sahurun diğer güzelliklerinden biri de insanı başka ibadetlere yönelten bir kapı aralamasıdır. Sahura kalktığımızda, sofraya oturmadan önce kılacağımız iki rekâtlık bir teheccüd namazı; özellikle Ramazan-ı Şerîf gibi ibadetlerin mükâfatının kat kat verildiği müstesna bir zaman diliminde son derece kıymetlidir.
Ardından sahurumuzu yapıp sabah namazımızı eda etmemiz; bu vesileyle hem teheccüd namazını hem de sabah namazını kılma imkânı bulmamız büyük bir nimettir. Özellikle duaların kabul edildiği, günün en bereketli vakitlerinden biri olan bu zaman diliminde kılınan teheccüd ve sabah namazları, Ramazan ayının adeta vazgeçilmezleri arasındadır.
Sözlükte “rahatlatmak, dinlendirmek” anlamlarına gelen tervîha kelimesinin çoğulu olan terâvih, dinî bir kavram olarak Ramazan ayında, yatsı namazından sonra kılınan nafile namaza verilen isimdir.
Hz. Peygamber (sallâllâhu aleyhi ve sellem), “Kim inanarak ve sevabını Allah’tan bekleyerek Ramazan namazını (terâvih namazını) kılarsa, onun geçmiş günahları bağışlanır.” buyurmuştur.
(Buhârî, Salâtü’t-Terâvih, 1; Müslim, Müsâfirîn, 174)
Ramazan Tavsiyeleri
Her gece sadaka verilirse, sadakanın bir Kadir Gecesi’ne denk gelmesi hâlinde 83 yıl her gün sadaka vermiş kadar sevap olur.
Her gece 2 rekât teheccüd kılınırsa, namazlardan birinin Kadir Gecesi’ne denk gelmesi hâlinde 83 yıl her gün teheccüd kılmış kadar sevap olur.
Her gece 3 İhlâs okunursa, kıraatlerden birinin Kadir Gecesi’ne denk gelmesi hâlinde 83 yıl her gün hatmetmiş kadar sevap olur.
Her gece 100 salavat getirilirse, okumaların birinin Kadir Gecesi’ne denk gelmesi hâlinde 83 yıl her gün salavat-ı şerife okumuş kadar sevap olur.
Her gece 100 Estağfirullah denirse, bu tesbihatın birinin Kadir Gecesi’ne denk gelmesi hâlinde 83 yıl her gün tevbe etmiş kadar sevap olur.
(Not: Bin ay, miladî olarak 83 yıl 4 aya tekabül etmektedir.)
İtikâf; fıkıh terimi olarak ibadet niyetiyle belirli bir yerde dünya işlerinden uzak kalarak Allah’a yönelmeyi ifade eder. İtikâfa giren kişiye “âkif” denir. Ramazan itikâfı, özellikle Ramazan ayının son on günü boyunca, Kadir Gecesi gibi mübarek anların yakınlığını hissetmek amacıyla yapılan bir ibadettir. İtikâfın gerçekleştirileceği yer genellikle cami, mescid veya özel bir ibadet odasıdır. İtikâfa giren kişi, belirlenen mekândan mümkün olduğunca ayrılmamalı ve dış dünya ile iletişimini en aza indirmelidir. İtikâfın temel amacı, tüm dikkatin ibadete yoğunlaşmasıdır.
Ramazan-ı Şerîf ayının son altı gününün ikinci dönem ara tatiline denk gelmesi, özellikle öğrencilerimiz için Kadir Gecesi’ni hakkıyla ihya etme ve itikâf tecrübesi yaşama anlamında hoş bir tevafuk olmuştur.
Tekne Orucu
Tekne orucu, çocuklarımızın Ramazan’la tanışmaları için güzel bir vesiledir. Halk arasında genellikle sabahtan öğleye ya da ikindi vaktine kadar tutulur. Ancak dostça bir tavsiye olarak, çocuklarımızın öğle yemeğini yedikten sonra tekne orucu tutup akşam iftar sofrasında aileleriyle birlikte oruçlarını açmaları, hem onları daha mutlu edecek hem de bu güzel geleneği sevdirecektir.
Ailece aynı sofrada buluşmak; sabrı, paylaşmayı ve birlikte olmanın değerini hissettirmektedir. Bu küçük ama anlamlı deneyimin, çocuklarımızın davranışlarına da olumlu yansıyacağına inanıyoruz.
Allah’ın izniyle 18 Şubat 2026 Çarşamba günü, yatsı namazının ardından teravih namazlarımız başlayacaktır. Aynı şekilde 18 Şubat Çarşamba’yı 19 Şubat Perşembe’ye bağlayan gece, inşallah bu Ramazan’ın ilk sahuruna kalkmış olacağız.
Ardından 19 Şubat 2026 Perşembe günü ise Ramazan’ımızın ilk iftarını yaparak, Ramazan-ı Şerîf’in nuruyla kuşanacağız.
On bir ayın sultanı Ramazan-ı Şerîf’in; yalnız bizim hanelerimize değil, gönül coğrafyamızın her köşesine rahmet ve huzur getirmesini niyaz ederim. Başta Filistin ve Kudüs olmak üzere, Doğu Türkistan’a, Arakan’a ve yeryüzünün mazlum beldelerine; gözyaşının dineceği ve yüzlerin güleceği günler ihsan eylesin.
Ramazan-ı Şerîf; zulmün yerini adaletin, kederin yerini umudun, ayrılığın yerini kardeşliğin aldığı bir dirilişe vesile olsun. Bu mübarek ayın hürmetine, gönül coğrafyamıza dirlik ve düzen, kalplerimize merhamet, insanlığa iyilik ve güzellik ikram eylesin.
Allâh-u Teâlâ, Ramazan-ı Şerîf ayını bizlerden razı olduğu bir şekilde geçirmeyi nasip eylesin. Bu mübârek ayı hakkıyla ihya edebilmeyi cümlemize lütfetsin ve Ramazan-ı Şerîf’in sonunda hepimizi affolunmuş kullar olarak, sıhhat ve afiyet içinde Ramazan Bayramı’na ulaştırsın. Âmin.
Hoş Geldin Ramazan
Zaten Ramazan, her zaman hoşluklarla gelir.
Ömer Faruk KONCA - EĞİTİM YÖNETİCİSİ
13.02.2026
DIĞER HABERLER
-
Özel Öğretim Kurumları Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Baran’dan ÖZKURBİR’e Ziyaret
17 Şubat 2026, 23:46 -
ÖZKURBİR Yönetim Kurulu Üyesi Adem Doğan’ın Gaziantep Temasları Devam Ediyor.
17 Şubat 2026, 20:22 -
ÖZKURBİR Yönetim Kurulu Üyesi Adem Doğan’dan Gaziantep’te İl Müftülüğü Ziyareti
17 Şubat 2026, 20:03 -
Okuyan Muallimler Etkinliği’ne ÖZKURBİR’den Katılım
17 Şubat 2026, 19:50 -
İMKANSIZLIKLARIN DA RABBİSİN
17 Şubat 2026, 17:48 -
BEN ERGEN DEĞİLİM, ÇOCUĞUM...
17 Şubat 2026, 17:28 -
HOŞ GELDİN YÂ ŞEHR-İ RAMAZAN
17 Şubat 2026, 17:17 -
II. ERKEN ÇOCUKLUKTA DÖNÜŞÜM ZİRVESİ'NE KATILIM
16 Şubat 2026, 09:51 -
YAPAY ZEKA ÇAĞINDA ANNE BABA OLMAK
15 Şubat 2026, 17:12 -
EĞİTİMDE VİCDAN, VİZYON VE CESARET
14 Şubat 2026, 15:24

