HER ŞEYİ HAZIR BULDU İNSAN 26 Şubat 2026, 16:05
İnsan hangi dili konuşarak büyürse o dili ana dili yapar, anasını babasını sever gibi dilini de sever, hatta duygularını ve düşüncelerini ancak onunla ifade edebildiği için de, bu dilin dillerin en güzeli olduğuna inanır.
İnsan hangi anadan doğdu ise
kendisini dünyaya getiren varlığı yâr edinir,
hangi babanın evladı oldu ise o kişiyi atası olarak kabullenir
ve ana babasının kendisine verdiği isimle anılmaktan da,
onların taşıdığı soyadını kullanmaktan da övünç duyar.
İnsan hangi ülkede doğup büyüdü ise o ülkeyi anayurdu yapar,
o ülkenin toprağının bağrından koptuğu için
o topraklara karşı bir aidiyetlik/kök birlikteliği duyar
ve günahıyla sevabıyla o toprakları severek hem sahiplenir
hem de orası tarafından sahiplenildiğini hisseder.
İnsan hangi yemekleri yiyerek beslenip büyüdü ise
damağının tadı o yemeklerin tadıyla özdeşleşir,
sonraki zamanlarda farklı yemeklerden tatsa bile hiç bir yemekte
çocukluğunda yediği yemeklerdeki o tadı ve lezzeti bulamaz.
İnsan kendini hangi inancın içinde bulmuşsa,
o inanca, o dine ait ve bağlı hisseder.
Bu his zaman zaman kuvvetli, zaman zaman zayıf da olsa
akıl ve zihin dünyası geliştikçe hazır bulduğu her şeyle özdeşleştiği gibi,
içinde var olduğu toplumun inancı ile de bütünleşir.
Ve o inanç zamanla o kişinin kimliği olur daha sonra da neredeyse kişiliği.
İnsan hangi şarkıları ve türküleri dinleyerek
duygularını ve düşüncelerini ifade ederek büyüdü ise,
o türden bir müziğin tınısından, nağmelerinden hoşlanır.
Hatta bu zevkler bölgelere kadar bile iner.
Örneğin bir Karadenizli için kemençe sadece bir müzik aleti olmaktan öte
duygu ve hislerinin sesli bir tercümanıdır.
Kendisini Alevi olarak tanımlayan birisinin bağlama ile olan münasebeti
bir saz sanatçısının sazı ile olan ilişkisinin çok daha ötesinde,
manevi hatta dini bir hemhal olma halidir.
Ezcümle, nerede ve ne tür bir inanç içinde olursa olsun
insan evladının üç aşağı beş yukarı yaşam serencamı budur.
Fakat az sayıda da olsa bazı insanlar var ki;
onlar yukarıda betimlediğimiz olağan rutin işleyişin dışına çıkmak isterler.
Çoğu insanın farkında bile olmadan itibar edip uydukları kuralları
şartsız şurtsuz kabul edemezler.
Öyle ki, herkesi memnun eden şeyler
onların mutlu ve huzurlu olmalarına yetmez.
Gerçeklerin sadece çevrelerinde olup bitenlerin görünen kısımlarından
ibaret olmadığını düşünerek hep bir merak ve hep bir arayış içinde olurlar.
Onlar yılmadan usanmadan kendi gerçekliğini ve gerçek kendilerini ararlar,
çünkü bilirler ki, kendinden olarak gördüğü birçok şey
onun aslına ve özüne ait olan özellikler değildir,
aksine sonradan bir şekilde o öze yapışan ve ilişen niteliklerdir.
Kendilerini herhangi bir yere ve düşünceye ait hissetmedikleri için,
mekânsal ve fikirsel olarak hep muhacirdir onlar.
Geldikleri yer de, gidecekleri yerin,
gittikleri yerde ise, gidemediği yerlerin yolcusudur onlar.
NACİ BEKTAŞ - EĞİTİMCİ & YAZAR
DIĞER HABERLER
-
AŞK BÖYLEDİR İŞTE
27 Şubat 2026, 12:04 -
ÖZKURBİR Yönetim Kurulu Toplantısı Ramazan’ın Manevi İkliminde Gerçekleşti
27 Şubat 2026, 09:18 -
HER ŞEYİ HAZIR BULDU İNSAN
26 Şubat 2026, 16:05 -
Askıda Tebessüm !
26 Şubat 2026, 15:51 -
Bilmek mi İnanmak mı? Zihnin Derinliklerinden Hakikate
26 Şubat 2026, 15:32 -
MEB Yönetici Görevlendirme Yönetmeliği’nde Kritik Değişiklik: Sınıf Öğretmenlerine Anaokulu Yöneticiliği Yolu Açıldı
26 Şubat 2026, 14:52 -
ÖZKURBİR 25. Geleneksel İftar Programı, İstanbul’da Gönülleri Buluşturdu
25 Şubat 2026, 14:23 -
Doğu ve Batı Arasında Bir Nefes: Neyzen Onnik Artinoğlu ve Osmanlı-Ermeni Musiki Sentezi
21 Şubat 2026, 08:49 -
MEN DAKKA DUKKA…
21 Şubat 2026, 08:27 -
Fıtrattan vicdana: Çocuklarda sağlıklı ahlak inşası
21 Şubat 2026, 08:25

