Görünmek mi, Yönetmek mi? 15 Ekim 2025, 09:40
Yeni atanmış bir yöneticinin sosyal medya paylaşımlarına bakarak, ülkenin yönetim kültürünü okumak mümkündür.
Makam Odası Selfieleri: Statü Gösterisi mi, Hizmetin Ertelemesi mi?
Bir ülkede yeni bir atama gerçekleştiğinde, özellikle de üst düzey bir makama biri oturduğunda, sosyal medya aynı törene sahne olur: Makam Odası Fotoğraf Bombardımanı.
Kurumun logosu, parlak bir masa, yan yana dizilmiş ziyaretçiler, tokalaşmalar, tebrikler… Her karede benzer bir mesaj vardır: “Artık bu makam benim.”
İlk bakışta nezaket ifadesi gibi görünse de bu fotoğraf trafiğinin ardında derin kültürel kodlar, güçlü bir ego tatmini ve yönetim anlayışına dair ciddi bir zafiyet gizlidir.
Güç Mesafesi ve Görsel Onay Kültürü
Türkiye’nin yönetim kültüründe “güç mesafesi” oldukça yüksektir. Makam, sadece bir görev değil; kişiye atfedilen statü, itibar ve otoritenin sembolüdür.
Bu nedenle, yeni atanan bir yöneticiyi ziyaret etmek çoğu zaman nezaketin ötesine geçer, hiyerarşiyi yeniden onaylama, güç ilişkisini tazeleme ritüelidir adeta.
Yönetici açısından ise bu fotoğraflar, yalnızca tebrikleri göstermekle kalmaz; “Ben kabul gördüm, çevrem güçlü, yerim sağlam” mesajını da taşır. Böylece makam odası, hizmet üretme alanından çok bir “görsel onay” mekânına dönüşür.
Oysa daha kurumsal yönetim kültürlerinde yöneticiler, makamdan çok sahada görünürler. Bizde ise sahnenin adı “makam odası”, oyunun adı “görünürlük”tür.
Ego Çağında Benlik Sunumu
Sosyal medya, çağımızın en büyük sahnesidir. Akademik araştırmalar, platformların narsisistik eğilimleri beslediğini açıkça ortaya koyuyor. Makam odası paylaşımları da bu eğilimin kamusal biçimidir.
Her yeni ziyaret, her el sıkışma, her “hoş geldiniz” pozu , yöneticinin onaylanma ihtiyacını besler.
Beğeniler, yorumlar, paylaşımlar küçük dozlarda “ego dopamini” işlevi görür.
Sonra odağın yavaş yavaş değiştiğini görürüz: Kurumun hedefleri değil yöneticinin çevresi, hizmet değil popülerlik, makam değil kişisel marka öne çıkar.
Ve sonunda kamu yönetimi, şeffaflıktan ve hizmet üretiminden uzaklaşıp kişisel vitrine dönüşür.
Gerçek Sorun: Hizmetin Gecikmesi
Bu ritüelin en ciddi sonucu, zaman kaybıdır. Yeni bir yönetici göreve başladığında, ilk haftalar çok kıymetlidir: Kurumu tanımak, öncelikleri belirlemek, kriz planlarını görmek, ekibiyle sahaya çıkmak gerekir.
Fakat haftalar süren ziyaret trafiği, poz verme temposu ve sosyal medya paylaşımları, hizmete ayrılması gereken mesaiyi tüketir.
Kameralar kapanmadıkça kalemler oynamaz, flaşlar sönmedikçe hizmet ışığı yanmaz.
Makamlar, hizmet üretme yerleridir; gösteri sahnesi değil. Sürekli “hayırlı olsun” fotoğrafları paylaşmak, kamuoyunda şu soruyu doğurur:
“Gösteri bitti, sıra işe ne zaman gelecek?”
Kamerayı Kapat, Görevi Başlat
Yeni atanan yöneticilere küçük bir hatırlatma:
Tebrikleri nezaketle kabul edin, ama kameraları kapatın. Makam odanızı bir an önce “icraat odası”na dönüştürün.
Gerçek güç, kimlerle poz verdiğinizde değil; göreviniz bittiğinde ardınızda bıraktığınız hizmetlerde saklıdır.
Unutmayın, halk alkışı sosyal medyada değil, hayatında hissettiği değişimle verir.
Adem Keven - Eğitimci Yazar
DIĞER HABERLER
-
Bir Ayın Ruhu, Bir Yılın Eğitim İklimi Olabilir mi?
19 Mart 2026, 18:24 -
Ramazan Bitiyor… Manevi İklim de Bitecek mi?
19 Mart 2026, 17:48 -
Veli Toplantılarının Anatomisi
19 Mart 2026, 17:36 -
BAYRAM OLACAK BİR RAMAZAN
19 Mart 2026, 17:24 -
Eğitim Nerede Başlar? “Kasis!” ve Trafik Kültürü
18 Mart 2026, 17:58 -
Dedemin Tespihine Ne Oldu?
18 Mart 2026, 17:55 -
TAHAYYÜL VE TASAVVUR
18 Mart 2026, 17:52 -
Kul hakkı yemek orucu bozar mı?!..
14 Mart 2026, 10:02 -
Ramazan’ın Çocukları: Osmanlı’da pedagoji ve kültürün inceliği
14 Mart 2026, 09:47 -
ÖZKURBİR Başkanı Enis Şener, Milli İrade Platformu İftar Programı'na Katıldı
13 Mart 2026, 23:30

