DUYGUSAL BORÇ 09 Mayıs 2026, 09:59
Duygusal borç… Ne tuhaf bir terkip. Ne bankada kaydı var, ne mahkemede hükmü ama insanın iç defterinde, en koyu mürekkeple yazılır. Silinmez. Zamanla solmaz. Hatta bazen, ödenmeye kalktıkça çoğalır. Bizim coğrafyada borç, sadece alınan ve verilenle ölçülmez hissedilenle, ima edilenle, hatta susulanla da büyür. Bir bakarsınız, çocukluğunuzda size alınan bir ayakkabı, yıllar sonra omuzlarınıza görünmez bir yük olarak çöker. “Annenin hakkı ödenmez” cümlesi, sevginin en sıcak ifadesi olmaktan çıkar, insanın içine yerleşmiş bir muhasebe memuruna dönüşür. O memur ki, her gülüşünüzü, her kaçışınızı, her “kendim için yaptım” dediğiniz şeyi deftere kaydeder.
Duygusal borç, çoğu zaman sevgi kılığına girer. O yüzden tehlikelidir. Çünkü insan, kendisini esir eden zinciri, bir mücevher sanabilir. “Ben onun için yaşıyorum” cümlesi, kulağa fedakarlık gibi gelir oysa çoğu zaman, yaşanmamış bir hayatın itirafıdır. Bir başkasının beklentileriyle şekillenmiş bir ömür… Kendi arzularını ertelemenin, hatta unutmanın zarif bir bahanesi. Aslında insan, borçlandırılarak terbiye edilir bu topraklarda. Minnet duygusu, ahlaki bir meziyet olmaktan çıkar, bir kontrol mekanizmasına evrilir. Sana yapılan iyilik, bir süre sonra senden talep edilen itaate dönüşür. Ve sen, bunu sorgulamayı nankörlük sayarsın. Çünkü sana öğretilen budur: Sorgulayan değil, ödeyen makbuldür.
Oysa her borç ödenmek zorunda değildir. Hele ki insanın varoluşunu ipotek altına alan bir borçsa bu… Belki de en büyük cesaret, “Ben bu borcu kabul etmiyorum” diyebilmektir. Bu, geçmişi inkar etmek değil; geçmişin seni yönetmesine izin vermemektir. Minneti inkar etmek değil; minnetin seni esir almasına karşı çıkmaktır.
Duygusal borç, çoğu zaman karşılıksız değildir aslında. Sen de verdin. Sen de sustun, sen de katlandın, sen de sevdin. Ama insan, kendi verdiklerini unutmaya, kendisine yapılanları büyütmeye meyillidir. Böylece borç hep baki kalır. Hep sen alacaklıya karşı eksik hissedersin kendini.
Belki de mesele, borcu kapatmak değil; defteri kapatmaktır. Çünkü bazı hesaplar, görüldükçe büyür. Ve bazı bağlar, çözüldükçe insanı özgürleştirir.
Son tahlilde: İnsan, en çok kendine borçludur. Yaşamadığı hayatın, söylemediği sözlerin, ertelediği ihtimallerin borcu… Ve o borç, ne kadar ertelenirse ertelensin, bir gün kapıya dayanır. Kapıyı açıp açmamak ise, artık sizin meselenizdir.
HACER ELBEY - EĞİTİM YÖNETİCİSİ
DIĞER HABERLER
-
Eğitim ve kendimiz olmak -4-
12 Mayıs 2026, 09:17 -
EKRANIN KARANLIK YÜZÜNE KARŞI AÇIK BİR ÇAĞRI!!!!
12 Mayıs 2026, 08:46 -
Tasavvufun eğitimdeki yeri
11 Mayıs 2026, 08:09 -
VEFATTAN ÖNCE “ VEFA”
10 Mayıs 2026, 14:16 -
ÖZKURBİR’DEN MEB BAKAN YARDIMCISI CİHAD DEMİRLİ’YE HAYIRLI OLSUN ZİYARETİ
09 Mayıs 2026, 22:33 -
ÖZKURBİR YÖNETİMİ EĞİTİM ZİRVESİNE KATILDI
09 Mayıs 2026, 14:44 -
DUYGUSAL BORÇ
09 Mayıs 2026, 09:59 -
Okullarda Verilmek İstenen Değerler Niçin Yeterince Özümsenmiyor?
09 Mayıs 2026, 09:56 -
ÖZKURBİR Yönetiminden Kariyer Koleji’ne Ziyaret
08 Mayıs 2026, 22:36 -
ÖZKURBİR Yönetim Kurulu’ndan Ankara ABC Okulları’na Ziyaret
08 Mayıs 2026, 20:30

