Çokluk İçinde Kaybettiklerimiz 09 Haziran 2025, 22:58
Görüş alanınızda aynı türden bir ağaçlar kümesi (topluluğu) varsa, tek bir ağaca bakıp ona odaklanmakta zorlanırsınız ve her baktığınızda sadece ağaçlar topluluğu görürsünüz.
Onların içinden birini seçip gerekli ilgi ve alakayı göstermediğiniz takdirde de o ağacı diğerlerinden ayıramazsınız.
Veya gardırobunuzda çok sayıda beyaz gömleğiniz varsa onlardan birisini ayırıp dikişinden nakışına kadar inceleyip ayrıştırmadığınız sürece
her baktığınızda gömlekleri birbirinden ayırmakta zorlanırsınız.
Aynı şekilde eğer birden fazla çocuğunuz varsa sevginizi de, bilginizi de, zamanınızı da onlara ayrı ayrı aynı yoğunlukta gösteremez ve bu duygularınızı onlar arasında adilane paylaştıramazsınız.
Tek çocuğunuz olduğunda ona göstereceğiniz ilgi alaka ve nitelikli hemhal olma işi, çocuk sayısı çoğaldığında artık mümkün olamayacaktır.
Yani çocuklarınızın hepsine birdenaynı vakit içinde ilgi gösterdiğinizde
aslında hiç birini tam anlamıyla göremeyecek, duyamayacak ve tanıyamayacaksınızdır.
Sürekli aynı insanlarla beraber olduğunuzda da aşağı yukarı benzer şeyler olur.
Onlardan hiç birini müstakil olarak ayrıntılarıyla tanıma imkânını bulamaz, hep ortak olduğunuz konular etrafında konuşur ve kolay kolay özele giremezsiniz.
Ve tabiatıyla, endisiyle uzun yıllar beraber olduğunuz, aynı yurtta, aynı evde kaldığınız, beraber askerlik yaptığınız ve belki de beraberce aynı zorluk ve engellerle mücadelede bulunduğunuz bir dostunuz gibi olamaz.
O yüzden sahip olduklarımızı ancak teke indirdiğimizde ona gereken mevki ve değeri verebiliriz.
Sayılarını çoğalttığımızda ise bu değerleri paylaştırmak zorunda kaldığımız için hiçbir şeyin asliyetine, özüne ve biricikliğine ulaşamayız.
Demek istediğim şu ki, bir insanı tanımanın ve onunla tanışıp bağlantı kurmanın tek yolunun ancak o kişiyle müstakil olarak tek başına hemhal olmakla,hayatın birçok evresinde sevinci ve neşeyi, korku ve kederi, hayalleri ve hayal kırıklıklarını, geçmişi ve geleceği paylaşmakla mümkün olabileceği.
Unutmayınız ki, sahip olduğumuz şeylerin sayısını çoğalttığımızda
arzu etsek de onlardan hiç birisine layık oldukları değer ve kıymeti veremeyiz.
Ve her varlığa, kendisinden başkasına sahip değilmişiz gibi davranmadığımız, onun sıcaklığını bedenimizde ve gönlümüzde hissetmediğimiz müddetçe ona layık olduğu bu değer ve kıymet vermeyi
asla gerçekleştiremeyiz.
NACİ BEKTAŞ - Eğitimci & Yazar
DIĞER HABERLER
-
ÖZKURBİR’den İstanbul’da Üye Ziyaretleri
24 Mart 2026, 16:11 -
İTO 15 No’lu Eğitim Meslek Komitesi Toplantısı Gerçekleştirildi
24 Mart 2026, 15:51 -
İslâm’ı Bilmeden ve Yaşamadan; Sahi, Siz Neye Karşı Çıkıyorsunuz?
24 Mart 2026, 15:36 -
Okullarda Manevi Eğitim: Dersin Ötesinde Bir Okul İklimi Meselesi
24 Mart 2026, 15:34 -
SEVGİLİ OKUR…
24 Mart 2026, 15:28 -
Bir Ayın Ruhu, Bir Yılın Eğitim İklimi Olabilir mi?
19 Mart 2026, 18:24 -
Ramazan Bitiyor… Manevi İklim de Bitecek mi?
19 Mart 2026, 17:48 -
Veli Toplantılarının Anatomisi
19 Mart 2026, 17:36 -
BAYRAM OLACAK BİR RAMAZAN
19 Mart 2026, 17:24 -
Eğitim Nerede Başlar? “Kasis!” ve Trafik Kültürü
18 Mart 2026, 17:58

