BAK BEYİM!!! 30 Nisan 2026, 06:27
Bak beyim, size iki çift lafım var ama bu sefer kelimeler biraz daha keskin, çünkü eğip büktüğünüz şey sadece adalet değil, aklın kendisi.
Siz teraziyi bozmakla yetinmemişsiniz, ağırlıkları da kendinize göre döküp kalıba sokmuşsunuz. Kefeye ne koyarsanız koyun sonuç aynı çıkıyor ne büyük tesadüf! Demek ki sorun sonuçta değil, düzende. Ama siz düzen demeye devam edin kulağa hoş geliyor, gerçeği bastırmaya yetiyor sanıyorsunuz.
Makam dediğiniz şeyi öyle bir kullanıyorsunuz ki, insan onun bir görev mi yoksa kişisel bir ayrıcalık mı olduğuna karar veremiyor. Yakınlık bir anda yeterliliğe dönüşüyor, tanışıklık tecrübeyi solluyor. İş bilen kenarda beklerken, işi bilenle selamlaşmış olan sahneye çıkıyor. Sonra da perde kapanınca başarısızlığa şaşırıyorsunuz oysa senaryoyu en baştan siz yazdınız.
Kelime ustalığınız hâlâ yerinde: Kayırmaya “vefa”, kuralsızlığa “esneklik”, eleştiriye “abartı” diyorsunuz. Sözlük geniş, ama vicdanın alanı dar. Ne kadar süslerseniz süsleyin, hakikatin üstünü örtmek için kullandığınız her kelime, aslında gerçeğin şeklini daha da belirginleştiriyor.
Bir de şu görünmez duvarlar meselesi var. Açıkça “hayır” demiyorsunuz, ama kapıları öyle ustaca kapatıyorsunuz ki içeri giremeyen kendini suçluyor. “Acaba ben mi yetersizim?” diye düşünüyor. Halbuki mesele yeterlilik değil; mesele sizin kurduğunuz o sessiz eleme sistemi. Gürültü yok, itiraz yok ama sonuç hep aynı: Aynı yüzler, aynı çevre, aynı döngü.
İroninin en sert yanı da burada: En çok hak diyorsunuz, ama hakkı en çok dolandıran yöntemleri siz icat ediyorsunuz. Kural koyarken taş kesiliyorsunuz, kendinize gelince su gibi akıyorsunuz. Şekil değiştiriyorsunuz ama öz değişmiyor. Ve o öz, eninde sonunda iz bırakıyor.
Çevrenizdeki alkışlara fazla anlam yüklemeyin. O alkışlar çoğu zaman başarıya değil, yakınlığa veriliyor. İnsanlar sizi değil, sizdeki imkânı alkışlıyor. İmkân gidince ses de kesilir. O zaman gerçek yankıyı duyarsınız. İşte o yankı, bugüne kadar susturduğunuz her sorunun toplu halidir.
Ateş meselesine gelince… Siz onu hala kontrol ettiğinizi sanıyorsunuz. Oysa ateş kontrol edilmez, sadece ertelenir. Bugün size ışık gibi görünen şey, yarın gözünüzü alır. Ve en kötüsü, siz alıştığınız için o parlamayı aydınlık sanırsınız.
Velhasıl beyim, mesele yine basit: Adalet bir kez eğildi mi, doğrulması zor olur. Siz her gün biraz daha bastırıyorsunuz o eğriliğe. Belki bugün fark edilmiyor, belki yarın da idare ediyor. Ama bir gün o eğri çizgi, kimsenin inkâr edemeyeceği kadar belirgin hale gelir.
O gün geldiğinde, kimse sizin sözlüğünüzü açıp kelimelerinizi tartmaz. Herkes gördüğüne bakar. Ve görülen şey basit olur: Kimin hak ettiği, kimin kayrıldığı. En sade sorular, en ağır cevapları getirir.
İşte o yüzden hala vakit varken, teraziyi düzeltmek en akıllıca iş. Ama siz eğriyle yaşamaya alıştıysanız, doğruluk ilk başta rahatsız eder onu da bilin.
Seçim sizin beyim: Ya eğriyi savunmaya devam edip gerçeği ertelemek, ya da gerçeği kabul edip yükten kurtulmak. İkisi bir arada yürümüyor denediniz, görüyorsunuz.
HACER ELBEY - EĞİTİM YÖNETİCİSİ
DIĞER HABERLER
-
NESİLLERİN KILAVUZU: ÖĞRETMENİN İTİBARI, TOPLUMUN İSTİKBALİ
30 Nisan 2026, 06:30 -
BAK BEYİM!!!
30 Nisan 2026, 06:27 -
Eğitim Konuşulursa Gelecek Güçlenir
29 Nisan 2026, 19:13 -
Koruyucu Rehberlik ve Psikososyal Destek İçin Ortak Adım
29 Nisan 2026, 19:12 -
Sınırsız Paran Olsa, Sadece Bir Şey Alabilsen Ne Alırdın?
28 Nisan 2026, 00:38 -
Eğitimde “Ekol” Sorunu: Sürekli Değişim Kıskacında Özümüzü Aramak
26 Nisan 2026, 16:41 -
Sırt Dönülen Sadece Çocuklar mı?
26 Nisan 2026, 16:02 -
ÖZEL OKULLARDA YAZ OKULU UYGULAMASI
26 Nisan 2026, 15:21 -
Mektep’in İhyası: Müfredattan Kalbe Giden Yolu Yeniden İnşa Etmek
26 Nisan 2026, 15:09 -
AİLE - Sosyal Bilimler Öğrenci Sempozyumu İstanbul'da gerçekleşti.
26 Nisan 2026, 11:33

